29 Aralık 2009 Salı
bugün son vizem vardı.. güzel geçti Allahtan :) hayat devam ediyo normal bir hal almaya başladı sanırım arada çöküşler olsa da benden kaynaklanmıyo en azından..düşünmemeye alıştım :)) güzel başlangıç..son olanlardan sonra.. herşey fani yalan dolan bu dünyada ..sen bağlanıyosun alışıyosun vsvsvsvsvs.. Allah da kendini hatırlatıyo bak herşey gider ben kalırım diye..anlayana.. 1 ay olsa da anlamam.. hiçbir zaman geç değildir hiçbirşey için her zaman bir 2. şans vardır dimi :) tüketenler utansın..1 ay sonra iyiyim ben cidden galiba diyebilmek.. harika bişey..
sene 99 depremzedeler için yardım topluyoruz bir grup arkadaş.. ortaokulun son yılları.. kapı kapı dolaşırken bir evdeki adam türkün aklı sonradan gelir şimdi herkes yardım yapıyor düşünüyor güzel birşey de bu ama 5-6 ay geçsin kimse umursamıycak demişti.. haklı da çıktı. şimdi bu gece gece nerden aklıma geldi bilmiyorum :/ sonra adam öldü..!.. annem .. hep derdi türkü severek döveceksin bbu bağlantı nasıl kuruldu kafamda bilmiyorum ..türkün aklı sonradan gelir ve türkü severek döveceksin :)
17 Aralık 2009 Perşembe
hope..
pişmanlıklar..keşke dememeye yemin etmiştim oysa ki uzun zaman önce..hiçbirşey için büyük konuşmamalı insan ve keşke dememeli ne olursa olsun dememeli keşke..keşke kaçıştır tıkandığın zaman kurtarıcıdır, geri dönüşü olmayan yollara bir daha sapmama umududur..pişmanlıktır..6 ajandaya sığan koskoca 9 yıl..4 yılım benden 6 saat uzakta..açıp okumak istesemde..2 yılım yırtıp paramparça edilmiş bir halde..kimbilir hangi toprağa denize karıştı..ben o sayfaları istiyorum..ihtiyacım var..düşünemiyorum..tıkanıp kalıyorum ve keşke diyorum keşke yok etmeseydim bir anlık sinirle o 2 yılımı..en büyük acılar..en çocukça hayaller..düşüncesizce yapılan yanlışlar hatalar tekrar ve tekrar yapılan hatalar..mutluluklar..umutlar..tepetaklak olmuş düzen..bir anda lanet ettiğim ama hayatımdan asla çıkaramadığım insanlar..büyük umutlar..çok büyük umutlar..çürümüş tatlı tepsisi ve bir not..yazılmış şiirler..üzerime dökülen vişne suyu..gereksiz tartışmalar..koparılmış sayfalar..hatırlanmayan anılar..kafayı yercesine hatırlamaya çalışıp da hatırlayamadığın anılar..kahveli milka :/ bir bakkala gidelim mi telefonları..amaçsız çekilmiş fotoğraflar..kavgalar gürültüler..hatırlamadığım tepkilerim..hatırlamadığım duygularım..okumaya ihtiyacım var o satırları teker teker..ama yok ettim ben onları bunca anıyı yok etmek imiş belki amacım..bir kısmını başarmışım da hani..aferin bana..
11 Aralık 2009 Cuma
insanın zayıf noktalarının olması ne kötü şey.. en ufak bişeyde patlak vermesi..istemediğin anda..yanında olduğunu düşündüklerinin olmaması sen onları dilerken sadece..başkalarının mutluluklarındaki mutsuzluk olmak..onlara sıkıntı olmak.. sorun olmak..nereye gideceğini bilmemek..bunlar dolaşırken kafanda evin ev olmaktAN ÇIKtığında yanındakiler de dost olmaktan çıktığında umursamamaya karar verirken saçma sapan düşünceler gelmesi aklına konuştuğun insanlar çizilere basmadan değil de inatla basmaya çalışarak yürüdüğün taşlar..zorlamamak istediğin halde ne yapacağını kestirememek ve bunun cefasını yanındakilere çektirmek..lanet olsun ben bunu yapıyorum sanırım..evet bana lanet olsun..bu güne yarına..yaptıklarıma yapacaklarıma yapmam gerektiği haalde zayıf düşüp yapmafıklarıma lanet olsun..su bile yolunu buluyo ben bulamıyorum ne güzel değil mi!
öleyse bu şarkı herkese gelsin hayatıma giren çıkan üzdüğüm hayal kırıklığına uğrattığım kendim de dahil özellikle de bana
I've been down and
I'm wondering why
These little black clouds
Keep walking around
With me
With me
It wastes time
And I'd rather be high
Think I'll walk me outside
And buy a rainbow smile
But be free
They're all free
So maybe tomorrow
I'll find my way home
So maybe tomorrow
I'll find my way home
I look around at a beautiful life
Been the upperside of down
Been the inside of out
But we breathe
We breathe
I wanna breeze and an open mind
I wanna swim in the ocean
Wanna take my time for me
All me
So maybe tomorrow
I'll find my way home
So maybe tomorrow
I'll find my way home
So maybe tomorrow
I'll find my way home
So maybe tomorrow
I'll find my way home
So maybe tomorrow
I'll find my way home
So maybe tomorrow
I'll find my way home
I'm wondering why
These little black clouds
Keep walking around
With me
With me
It wastes time
And I'd rather be high
Think I'll walk me outside
And buy a rainbow smile
But be free
They're all free
So maybe tomorrow
I'll find my way home
So maybe tomorrow
I'll find my way home
I look around at a beautiful life
Been the upperside of down
Been the inside of out
But we breathe
We breathe
I wanna breeze and an open mind
I wanna swim in the ocean
Wanna take my time for me
All me
So maybe tomorrow
I'll find my way home
So maybe tomorrow
I'll find my way home
So maybe tomorrow
I'll find my way home
So maybe tomorrow
I'll find my way home
So maybe tomorrow
I'll find my way home
So maybe tomorrow
I'll find my way home
9 Aralık 2009 Çarşamba
nasıl bir çelişki bu
insan bir umudu yakaladım derken
ilk şiirim sene 2002
onu kaybetme korkusunun içinde var olduğunu anlar
bu korku
hani bir deniz olur ya içinde dolaşan
sana inat eder
fırtınayla birlik olur ve seni alır götürür..
bir başka yere
orada aşkın nefretin acıların uçup gider
yerini sonsuz bir huzur alır
tuhaf bir mutluluk
hiç bitmesini istemediğin, uğruna herşeyi verebileceğin bir mutluluk..
aniden bunun bir hayal olduğu gelir aklına..
kendine geldiğin anda
karanlıklar üstüne çöker.
ilk şiirim sene 2002
4 Aralık 2009 Cuma
güvenmek.. neden..niçin.. bilmiyorum koşulsuz güveniyo bazen insan 1.2.3. hatırlamıyorum huzur.. ha .. ne huzuru.. niye neden .. eğer emin değilsen niye hepsi niye.. kimi suçluyorum neyi suçluyorum bende bilmiyorum.. suçlanacak biri yok.. neden yazıyorum bunları bilmiorum inan çok saçma oldu ama sevmek yok artık yok yok yok.. bir kalp ağrısı daha kaldıramaz bu yürek kaldırmayacak da ..bitti
28 Kasım 2009 Cumartesi
yorucu bir bayram kafamda soru işaretleri kabuslar özlemler özlemler..cumartesi den pazartesiyi beklersin yada hiç gelmesin p.tesi dersin ya aynen öyle işte saçma salak rüyalar bayram kalabalığı yorgunluğu geç kalınmış ziyaretler..sis..karanlık düşünceler..kestane kokusu..amcam.. bir korku var içimde..
26 Kasım 2009 Perşembe
ayın kaçıydı? düşünmem gerek sanırım 12 si mi yoksa 7 si miydi ? ne önemi var ki..huzur dolu mutluluk dolu 2 hafta.. hayatım.ın en güzel günlerinin kesiştiği evre.bir insanın yanında bu kadar mı huzurlu hissedilir, bu kadar mı alışılır, güvenilir, herşey bir anda unutulur, saçmalanır, heyecanlanılır, bu kadar mı sevilir bu kısacık zamanda..körü körüne belki de.. bu mutluluk da huzur da bitebilir bir gün her güzel şey gibi..sonrasında yanındayken unutulan şeylerle başbaşa kalınılır..isyanlar korku güvensizlik..nedenler sorgulanır sanki değişen bir şey olacakmış gibi..gene kimse anlamamaya devam edecek sen de uğraşmayacaksın artık yorgunluklar başlayacak gene ..yaşanması gerekenler yaşanacak..çizilen yolda ilerleyecek hayat hiç durmadan senle ya da sensiz..bir anda doldun dünyama nedeni yok kaçışım yok..10.5 saat oldu 5 gün daha var ama ben özledim..hemde çok özledim
8 Kasım 2009 Pazar
sabahın köründe lucasla peyton neden geldi aklıma bilmiyorum..çıkmıyo kafamdan bir türlü sadece 1 şarkı dinledim dizinin bir bölümünde geçen.peytonın yüz ifadesini hatırlıyorum brookeun hiçbirşeyden haberi olmadığını ama sonra öğrenip sindiremediğini lucasın ne istediğini bilmeyen bir adam olduğunu düşünüyorum sürekli sabahın köründe çok ciddi düşünceler girmiş kafama :D herşey bitti lucasla peyton kaldı sanki.zaten çocukları oldu artık bn niye hala 2. sezondayım anlamıyorum çok duygulandım sanırım.
5 Kasım 2009 Perşembe
6.10.09
hapşırmak istiyorum yüzlerce kez hemde ..hapşırma delisi bir psiko değilim tabikide ama alerjik rinit diye birşey varmış bugün öğrendim bnde. 3 gündür gözlerim sanki sürekli soğan doğruyormuşum gibi burnum sızım sızım sızlıyo ..derslerde sinirlerim tepeme çıkıyo burun silmekten gözlerimdeki abzurd saçmalıktan..yarın 4. gün az kaldı :)hava da inadına güzel sanki hem kşisel durumum hemde açıklanan sınav tarihleri listesini düşününce daha fazla uyumaya,daha faal olmaya, daha çok gezmeye, film izlemeye, mutfakla haşır neşir olmaya başlıyorum yine hafiften yarın yine 8:30 lanet olsun ne var bu 8:30 da bilmiyorum mesai 8-8:30 okul 8-8:30. sabahın köründe kalk( en az 7:30) giyin, doğru dürüst kahvaltı yapma çık evden otobüs bekle bekle bekle veya sen git durağa tam varacakken durmasın gitsin bir daha bekle.sonra derse git hoca 12 de salsın ama 12 de de başka dersin olsun ne kahvaltı ne öğle yemeği.ne kadar harika bir düzeni var dünyanın ! sonra bir de senden düzenli sorumluluk sahibi olmanı beklesinler herşeyi biz yanlış yapıyoruz ya bir tek kurallar doğru !
28 Ekim 2009 Çarşamba
tuhaf
kötü hissediyorum neden yok aslında.. tuhaf hissediyorum hastalık hastası insanlar gibi çok sevdiğim bir şarkı çalıyor ama umurumda değil sanırım neden böyle oluyo anlamıyorum herşey güzeldi aslında düne kadar neden olmadan da paylaşamıyosun çevrenle.. ya bilio musun canım sıkkın çok kötü hissediyorum ..neden peki ne oldu .. hiçbişey olmadı belki de olmuştur yeni su yüzüne çıkıyo belki derindekiler bilmiyorum..uğraşmıyorum da nedenlerle. geçen döneme dönmek istemiyorum ama dönüyorum farkında bile olmadan geçen dönem içinden çıkmadığım odam yazmaya itiyo beni aynı eskisi gibi. müzik dinlemeye itiyorum kendimi ama dalıyorum birden değişen bir şey de yok hayatımda herşey yerli yerinde duruyo ..kayıp gidenler var belki farkedemediğim ..bir karın ağrısı daha istemiyorum sanırım.yaklaşan bir felaket mi var yoksa..annemden önce hissettiklerim gibi herşey..niye her kapı sana çıkıyo sanki anne ha niye..
belirgin sebepler olmalı kötü hissediyorsam da anneme bağlı olmamalı artık bunlar ama en çok seven içi acıyan senle üzülen senle gülen annedir ya bundan çıkamıyorum galiba içinden
26 Ekim 2009 Pazartesi
bakkallar..
düzenli olarak gittiğimiz 3 bakkal var bizim evcek.birisi (bu en normali) merkezde olduğu için gecenin br vakti canımız bişey istediğinde canımız da biraz dolaşmak istiosa tercih ettiğimiz nezih bir bakkal :)diğerlerinden biri evimizin hemen altında cumartesi pazarları 2-3 gibi açar .istisnasız her gün dejavu yaşıyorum bakkal 9:30 da kapatıyor(halamlarda da yataklar 9:30 da açılır da ).bakkalın anlam veremediğim bir pazarlama hırsı var ne zaman meyve suyu istesem karışık veya istediğim orda olmasa elma suyuna takmış vaziyette sürekli elma suyu vereyim hem %100 doğal deyip deli edio en sonunda elma suyunda nefret ediorum diyorum ama o her gttiğimde hatırlatmaya devam edio bir de şöle bir cinslik var tam tatlı yapıyosun bir bakıyosun evde hindistan cevizi bitmiş iniyosun oley aşağıda bakkal var diye bakkalda hindistan cevizi yok nane yok ama pakette yediklerimiz değil de dalından toplanmış zeytin mevcut:S salçayı geçtim salçacık bile yok ama un var soda istersin vişne suyu da vereyim mi diyo sen hönk die kalırken o sodayla karıştır bak çok güzel oluyo deyiverio. bir gün bakkala gitmeyecekken uğradım turistleri görünce içerde merak ettim (turist görünce dayanamıyorum da konuşmadan )ne oluyo acaba die sessiz sinema oynar gibi su şişesi boyutu anlatmaya çalışıyo baktım olmayacak bir el attım olaya 10 lt lik su satmaya çalışıo insanlara ama onlar küçük istio :D neyse diğeri de fotoğraf stüdyosundan terfi etmiş bakkalcılığa . orası fotoğraf stüdyosu iken de bir anlam veremiyordum gerçi bir tuhaftı bir fotoğraf taratmaya gttm arka fon kırmızıyken mor yüzüm de sarımsı olmuştu :D.şimdilerde ise film duran kodak kutularında sigaralar duruyor adamın elinde bir sigara tutuşu var nejat uygur tiplemeleri gibi aynen poşet vermeyi unutuyo her seferinde alışık değilim diyo biz poşet vermezdik fotoğrafçıyken :D en iyisi büyük marketler diosun sonra ...
24 Ekim 2009 Cumartesi
eros & psykhe
miletros kralının üç kızından en güzeli olan psykhenin güzelliği dillere destandır.afrodit onun güzelliğini kıskanır ve oğluna onu alıp bir dağa çıkarmasını sonra da bir canavarla evlendirmesini söyler tabi ama eros psykhe yi görür görmez aşık olur.sonra onu bir mağaraya götürür burada birlikte olurlar. eros psykhe ye yüzünü göstermez ve sadece karanlık gecelerde onunla birlikte olur. eros bir tanrı psykhe ise bir ölümlüdür.tanrılar bu ilişkiye izin vermezler.bir gece sevgilisinin kim olduğunu öğrenmek için tutkuya dönüşen bir arzuyla kandili yakıp erosun yüzüne bakar psykhe. yüzünü ve kimliğini saklayarak sevgilisinin yanına gelen eros kızgın yağın etkisiyle uyanır ve ihanetin verdiği acıyla psykheyi terk eder.eros giderken "güvenin olmadığı yerde aşk yaşayamaz" der ve uçup gider..
(eski yunancada psykhe=ruh kelebek)
23 Ekim 2009 Cuma
23.10.09 cuma
insan sadece yakın hissettiklerine mi patlar?kısa bir muhabbet mi içindeki volkanı alevlendirir?yoksa zamansız mı olur tüm bunlar?biriken gözyaşların alakasız bir insan karşındayken mi vurur gözlerine?o an dursam, durmasam, anlatsam, tutmasam diye düşüncelerde boğulurken; edilgen bir karar vermiştir çoktan bedenim ruhuma sormadan..paylaşabilirim belki diyerek bu sefer de belkiler içinde boğuşurken "görüşelim bi ara"çıkar daha karar vermeden bir anda..ya bir 3. şahıs lazımdı paylaşmak için ya sıcaklık duyduğumdan ya da algılayamadığından kafam karşımdaki bedeni.. bitse artık şu otobüs yolculuğu da eve atsam kendimi ağlamadan diye düşünürken parkta bir çocuk annesine sarılmış sıkı sıkı.dizinde ağlamayı özledim anne.anne kelimesini duymaktan, etrafımda anne görmekten nefret ettiğim anlardan biri daha işte hala içimde gözyaşlarım.ne kadar bencil insanoğlu.. ne kadar bencilim ben.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)